Akıllı Telefon Orucu

Sayılar üzerinde bir uzlaşı tam olmasa da yapılan farklı çalışmalara göre bir birey günde ortalama olarak akıllı telefonunu 80 kez kontrol ediyor. Bu sayı millennial adı verilen dijital çağda doğmuş kişiler için 150’nin üzerinde bile olabiliyor.

 

Dövüş Klübü adlı film ve kitapta geçtiği gibi, sahip olduğumuz şeyler bize sahip olmaya başlıyor ve akıllı telefonlarda durum da tam olarak bu. 2011 yılında akıllı telefon kullanmaya başlayan birisi olarak geçen 6 yıl içerisinde neredeyse her gün artan bir şekilde akıllı telefon kullanmaya başladım. Özellikle işimin el verdiği şekilde, günlük işlerimi tablet ve telefondan hallederek telefonu hem fotoğraf makinesi, hem sunum bilgisayarı, hem e-posta hem de iş takibi yaptığım bir platform olarak kullanıyordum.

 

Öte yandan sürekli bir şekilde erişilebilir olmak ve iş-özel hayat sınırlanırının aslında farkına varmadan sürekli aşılması ve bunun normalleşmesi büyük sıkıntı. Bu özel hayat ihlaline ek olarak bu ihlalin aslında sorumlusu da akıllı telefon kullanıcıları.

 

Tüm bu sıkıntılara ek olarak, akıllı telefonlar düşünsel becerimizi de etkiliyor. Tahminimce hepimizin başına gelmiştir, o sırada aklımıza gelmeyen bir sorunun cevabı google ile elimizin altında. Bu anlık bilgi erişim kanalının varlığı dahi akıllı telefon kullanmasak bile düşünsel kapasitemizi düşürüyor. Bkz o araştırma.

 

Hem bu sıkıntıların farkına vardıktan sonra hem de bir önceki internet deload yazımın ardından bu akıllı telefon bağımlılığı beni oldukça fazla bir şekilde rahatsız etti. Bu sorunun temel nedenini akıllı telefonun varlığı olduğuna inandığım için, kendime hemen bir aptal telefon bakmaya başladım. Aslında 50 ile 150 TL’ye uygun fiyatta telefon bulunabilmekle birlikte, hem ikinci bir telefon fikri oldukça gereksiz geldi hem de akıllı telefonun kendisinin bir problem olmadığı, asıl problemin akıllı telefonlarla olan ilişkimiz olduğu kanısına vardım.

phone-852952_1920

Bir kere, müzik dinlemeyi seviyorum. Ayrıca, kolay kaybolan birisi olarak bir haritanın olması, ya da acil durumlarda erişilebilir olmak güzel ve rahatlatıcı bir duygu. Öte yandan sürekli gelen whatsapp bildirimleri, sosyal medyada fotoğraflara ya da beğenilere bakma gereksimi içsel bir süreç. Bu nedenle bu içsel süreci kapatmak için akıllı telefonumu yer yer uçak modunda kullanmaya, whatsapp bildirimlerini kapatmaya ve telefonu iletişim cihazından çok müzik aleti, fotoğraf makinesi ve internet tarayıcısı olarak kullanmaya başladım.

Şimdilik kaçırdığım bir çağrı ya da toplantı olmadı, hatta üretkenliğim arttığı gibi sürekli erişilebilir olmanın getirmiş olduğu her yere yetişme hissiyatından da kurtuldum. (Bu hissiyatın adı FOMO yani gelişmelerden haberdar olamama korkusu)

Böylece akıllı telefon beni değil, ben onu kullanıyorum. Kısacası akıllı telefonu uçak modunda kullanıp istediğim an erişilebilir olma hakkımı kullanıyorum.

Akıllı Telefon Orucu” üzerine 3 yorum

  1. Tam da şu sıralar nasıl kurtulurum diye düşündüğüm bir şeyden bahsetmişsiniz. Telefonu bırakınca zihinsel bedensel çok daha iyi durumdayım ama resmen bırakmak istemiyorum. Son çare bildirimler dikkatimi dağıtmasın diye interneti kapatıp bırakıyorum telefonu, mis gibi odaklanıyorum derse ama telefonu ele alında bir daha bırakma sıkıntısı… Ne olacak bilmem, iradede bitiyor sanırım 🙂

    Beğen

    1. Akıllı telefonlar her yerde, ve gerçekten bizi etkiliyor. O nedenle katkısı varsa ne mutlu. Geçenlerde WSJ’de bir makale ile karşılaşmıştım, ona da bakmanı öneririm. Adı How our Smartphones Hack our Brains olması lazım! 🙂

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s