Önce Kendini Sev

Şu sıralar sevgi konusuna biraz fazlaca kafayı takmış durumdayım. Diğer yazılarımla tutarlı olmak adına şunu hatırlatmak istiyorum, bir konuda fazlasıyla zaman harcamak sade bir yaşama engel değil, aksine onu desteklemektedir.

Bunun en büyük örneği, hayatıma giren dansta oldukça net gözükmekte. Haftada tek saat ders gibi gözüken ve hmm yapabilirim dediğim dans şu anda hayatımda hem zaman hem de duygusal olarak oldukça fazla yer almakta.

Bunu negatif bir anlamda değil, oldukça zevk olarak paylaşıyorum. Haftada bir saatlik bir hobi etkinliği olarak başlayan dans, ortalama olarak haftada 3 günümü alıyor ve haftada 7 saat gibi bir mesai ayırıyorum. Ama ne pişmanım ne de enerjimi düşerek şekilde beni yoruyor, aksine dans olduğu günler daha enerjik oluyorum.

Peki hobi gibi lüks atfedilecek bir şeyin sadece yaşamakla ilgisi ne. Diğer yazılarımda da belirttiği üzere sade yaşamak demek gereksiz her şeyde kurtulmuş bir yaşamdan ziyade, anlamsız olandan kurtulup, anlamlı olana zaman ayırmakla alakalı. Böylece sevdiğimiz bir şeye zaman ayırıp, yaptığımız bu etkinlik kendimizi iyi hissetmemizi ve harcadığımız zamandan keyif almamızı sağlıyor.

Yazının başında da belirttiğim üzere sevgi kavramı üzerine fazlaca akıl yorduğum zamanlar. Geçende iş yerinden bir arkadaşımla konuşurken sevgi üzerine, “ben olsam kendimi çok severdim” gibi bir cümle söyledi. Buna benzer şeyler oldukça klişe olmakla birlikte, gerçekten de öncelikle kendimizi sevmemiz ve kendimizle iyi günde ve kötü günde evlenmemiz gerekiyor.

Peki dans ve kendini sevme konusu nasıl bir araya geliyor derseniz, dans gibi bir hobi tabi ki sihirli bir değnek değil mutluluk için. Bazı günler, özellikle dans haraketlerini beceremediğim anlar oluyor, bu anlar da beni oldukça üzebiliyor. Böyle durumlarda birçok arkadaşım bana anın tadını çıkar, dans gibi kendini kaybetmen gereken bir durumda bu kadar çok kendini darlama diyor. Aslında haklılar da, çünkü iyi de dans etsem kötü de dans etsem, severek yapıyorum ve bazı günler dansımı sevmediğim günler de olabilir. Ne kadar tutku ile de yapsam bazı günler dans etme enerjim olmayabilir, bazı günler dansımdan nefret edebilir hatta uyumu da sağlayamayabilirim. Ancak kendimle barışık olursam ve yaptığım seçime inanıp, onu ileriye taşımak için biraz daha fazla çaba gösterirsem ileri vadede dans ve benim birlikteliğim oldukça eğlenceli, mutluluk verici bir şey olacaktır.

Her ne kadar bu yazıyı dans üzerine yazsam da aslında varmak istediğim iki şey var:

Birincisi: Kendinizi sevin ve kendinizle barışık olun,
İkincisi: Benim dans yazdığım yere çok sevdiğiniz herhangi bir şeyi koyun ve bu makaleyi tekrar okuyun. Bu yeni başladığınız bir ilişki de olabilir, eşiniz de sevmeyerek de olsa gittiğiniz iş de olabilir. Bu ilişki kurduğunuz şeyde kendinizi sever ve karşınızdaki durumu kabul ederseniz, size gerçekten mutluluk veriyorsa derinden onu ileriye götürmeye çabalarsınız. Çünkü kendisini seven insan, (bencillikten çok farklı bir anlamda kullanıyorum burada kendini sevmeyi, kendini kabullenme de diyebiliriz) kendisine negatif gelen bir şeyi hayatı boyunca sürdüremez, ancak kendisine iyi gelen şeyi korur ve büyütmeye çalışır, aynı ilişkilerde olduğu gibi.

Dediğim gibi bu aralar oldukça fazla ilişki konusunu düşünüyorum, destekleyici olarak da Balık Sevgisi diye adlandırılan şu videoyu paylaşıyorum. Uzun süredir internette gördüğüm en faydalı ve içten bilgi dolu videolardan birisi.

Sevgi ile kalın.

Önce Kendini Sev” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s