Yaz Tatili

“Bir yolculuk yaptım ve hayatım değişti. Hayatımın en güzel yolculuğu Küba’ya olandı. Her zaman gitmeyi düşündüğüm yerdi Paris.”

Belki de bir çoğumuz yaz yaklaşınca tatilimizi değerlendirmek için deniz kenarında bir yere gitmeyi düşünüyoruz. Çok çalışmış olmanın getirdiği bir hak olarak kendimizi sahil kenarında tropik kokteyl içerken düşünüyoruz.

Ve işte tatil zamanı geldi. Tatilde şahane anılar biriktirdik, 5-7 gün geçti ancak iş yerindeki sorunlarımız aklımızda, ofis dedikoduları, iş – ev arası uzun yolculuklar, evdeki problemler. Belki de hayatımızdaki en fazla parayı 1 haftalık bir tatilde harcadık ve sorunlardan kurtulacağımızı düşündük. Ancak bir noktayı gözden kaçırdık, tatile giderken kendimizi ve sorunlarımızı da yanımızda götürüyoruz. İşin kötü tarafı, bu yükün farkında bile değiliz.

Screen Shot 2018-06-06 at 21.41.51.png

Peki daha kaliteli bir tatile nasıl çıkılır? Öncelikle “bu yaz nereye gitsem” ve “okullar ne zaman kapanıyor” sorusundan kurtulmamız gerekiyor. Çünkü insan bir yere gitmeden de tatil yapabilir. Hatta şöyle bir şey söylemek gerekir ki, tatille dinlenmeyi, ve de tatille deneyimi birbirinden ayırmak gerekir. Öyle ki, tatil için interrail yapmak ve tren ya da otostopla geçen bir birey belki pek dinlenemeyecek ancak oldukça fazla deneyim biriktirebilecek. Aynı şekilde, deniz kenarına gitmek bizim ülkemizde tatille özdeşleşiyor, ancak yüzmek aktivitesi, tatilin yerini alıyor ama gerçekte tatil ne demek?

Eğer beden yorgunluğunu atmak ve keyif çatmaksa, bu tarz tatiller için bir yılı beklemeye gerek yok. Çünkü tatili, mekanla özdeşleştirdiğimizde, bir yılın bütün bütün sorunlarını da o mekana götürüyoruz. Ya da pazarlama hilelerine kaptırdığımızda, aile tatili, huzurun merkezi gibi önceden, pazarlamacıların belirlemiş olduğu tatillere gitmek yerine kendimize en uygun tatilleri yapmalıyız.

Peki iyi bir tatil nedir? Ya da bize uygun bir tatili bize uygun yapan şey nedir?

Bu sorunun yanıtı, aslında içsel mevzularımızın dışa yansımasında. Seyahatler salt bir gezi deneyiminden de öte, kendi içimize bir yolculuk olmalıdır. Öyle ki, örneğin, sosyalleşmekten korkan ancak sosyalleşmek isteyen bir birey, İstanbul’da kendi yolculuğuna çıkabilecekken, internet bağımlısı olan birisi, internetin henüz yaygınlaşmadığı bir Küba tatilinde kendi iç yolculuğuna çıkabilir. Henüz, tatil merkezlerinin psikolojik bir haritası çıkmadı ancak yüzmek için Ölüdeniz’e gidildiği gibi aslında sakinleşmek için Sığacık, sıkılmışlık için Mardin , dış görünüşe verilen fazla önem için Konya gibi bizim içsel yolculuğumuzu dürtecek bir haritalama hepimizin bir ihtiyacı.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s